DİSLEKSİ...
disleksinin bizcesi
90 adet konu ile disleksi hakkında bilgiler veriyoruz!

Bir annenin kaleminden Özel Öğrenme Güçlüğü

Polatlı İstiklal Gazetesinde yayınlanmış bir mülakatın önemli kısımlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Disleksili bir çocuğa sahip olan Özlen hanım, oğlu Fatih’in eğitim hayatında yaşadığı sorunları ve mücadele sürecini güzel bir şekilde anlatmış:

Ö.U.: “Öğrenme güçlüğü zeka ile ilgili değil”
“Bu tür çocuklara bağırmak çağırmak, tehdit etmek hiç işe yaramıyor. Biraz sevgi ve motivasyonla sorunları yavaş yavaş çözebilirsiniz. ÖÖG ile kendi başınıza mücadele etmeyin. Mutlaka bir uzmandan yardım alın.”
Özlen hanım Çocuğunun bu durumunun nasıl fark edildiğini, bu durumu öğrenene kadar oğlunun okulda ve ailelerinde neler yaşandığını anlattı. Özlen Hanım oğlu fatihin durumunu nasıl öğrendiklerini şöyle anlattı:

“M. Fatih anaokuluna başladığında her anne gibi ben de çocuğum okula başladı diye sevindim. Nasıl bilebilirdim ki okulun benim ve oğlum için kabusa dönüşebileceğini… Önce rakamları öğretemedim. Öğretmeni ile görüştüm. ‘Olabilir daha küçükler’ dedi. Şanssız oğlum üç tane anaokulu öğretmeni değiştirdi. Ben de çok öğretmen değiştirdiğimiz için verim alamadığımızı düşünüp kendimi avuttum. Daha sonra ilkokul 1. sınıfa başladık. G.O. İlkokulu evimizin karşısında olduğu için Fatih’i oraya yazdırdık. Kabus dolu günlerimiz de 1.sınıfla birlikte başladı. Normalde çok sevecen, paylaşımcı, akıllı oğlum, okula gitmek istemiyor; arkadaş edinemiyor, tepiniyor, ağlıyor, altına yapıyor ve okuldan kaçıyordu. Bu duruma üzülüyor ne yapacağımı bilemiyordum. Öğretmenimiz ‘Oğlunuza çok yumuşak davranıyorsunuz, hata yapıyorsunuz, Fatih iyilikten anlayan bir çocuk değil.’ dedi. Bu cümleye o kadar kırıldım ki. Tabi doğal olarak biz de Fatih’e daha katı bir tutum sergilemeye başladık.”

Yatılı okula göndermekle tehdit ettik
“Kızdık, bağırdık, yatılı okula göndermekle tehdit ettik. Çoban yapacağız seni dedik. Kısacası yapılmayacak her şeyi yaptık. Zorla ders yaptırmaya çalışıp durduk. Şimdi yaptıklarım için o kadar vicdan azabı duyuyorum ki anlatamam. Öğretmenimizin bir tembeller sırası vardı. Fatih de o sıradaydı. O sıradaki öğrenciler cümleleri üçer kere, diğerleri birer kere yazıyordu. Şimdi düşünüyorum da bu zamanda tembeller sırası mı kaldı? Bizim çocukluğumuzdaki yanlışlar nasıl devam edebiliyor? Biz biraz ilerleyip Fatih okumaya başlayınca o sırada oturmak istemediğini söyledi. Öğretmeni ile konuştum, ‘söz ona evde üç sıra yazdıracağım’ dedim. ‘Siz yeter ki oğlumu o sıradan alın’ dedim. Öğretmen, Fatih için bir ayrıcalık yapamayacağını söyledi. Fatih’in bütün yaptıklarını şımarıklık olarak yorumluyordu. Artık yorulmuş, bitip tükenmiştik. Bir psikologtan yardım almaya karar verdik. Çünkü ne kadar çalışırsak çalışalım, bir türlü sınıfa yetişemiyorduk. Fatih de her geçen gün okuldan uzaklaşıyordu. Öğretmeni kalem kutusunu çöpe attı, her gün kızdı, sinirlendi, söylendi ve Fatih’i rencide etti. Bunları biliyorum; çünkü aynı sınıfta okuyan bir kız arkadaşından öğrendim.’’Fatih neden bu okula gitmiyor? Ben bu okula gidiyorum; çünkü öğretmen Fatih gibi beni her gün azarlamıyor. Bana kızmıyor.’’ dedi. İşte o an benim başımdan kaynar sular döküldü. Meğer çocuğum ne acılar çekmiş, ne kadar üzülmüş ve biz aile olarak -sığınacağı tek liman- ona destek olamamışız ve onun üstüne daha çok gitmişiz.”

Zeka testleri yapıldı

“Bu arada psikologa gitmeye başladık. Önce Fatih’e zeka testleri yapıldı. Zekası normal hatta matematik zekasının yüksek olduğu belirlendi. İlk psikologumuz dikkat eksikliği teşhisi koydu. Öğretmenimizin gönderdiği notlara bakarak ‘Öğrenci ve öğretmen arasındaki ilişki çok zedelenmiş ve yıpranmış’ deyince ikinci dönem öğretmenimizi ve okulumuzu değiştirdik. Bazen o öğretmen olmasaydı, bizi bu kadar zorlamasaydı, Fatih belki okuyamazdı diye düşünüyorum. Yine de Fatih’e yaptıklarını affedemiyorum. Onu bu kadar üzmeye kimsenin hakkı yoktu. Oğlum bu sebeplerle bir süre ilaç kullanmak zorunda kaldı.
Okul ve öğretmen değiştirdik ama okulda sorunlarımız devam ediyordu. Biz de bir devlet Hastanesi’ne gitmeye başladık. Yeni öğretmenimiz sağ olsun bizi hiç kırmadı ve psikologun gönderdiği formları hep doldurdu. Gece rahatsız edip formları evinden aldığımız bile oldu. Sabrına ve özverisine çok teşekkür ediyorum.”
Öğrenme güçlüğü zeka ile ilgili değil

“Hastaneye 3 ay gidip geldik. En son gittiğimizde defterlerini götürdük. Okulda hiç bir şey yapmadığını söyledik, arkadaş edinemediğini… Psikologumuz defterlerini görünce bir test daha yapmak istedi. Testin sonucunda Fatih’e özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) teşhisi koyuldu. Bize ÖÖG hakkında bilgi verdiler. Öncelikle bunun bir güçlük olduğunu kabul etmemizi söylediler. Zeka ile ilgili olmadığını, tek tedavisinin de eğitim desteği olduğunu söylediler. Bu çocukların kendilerinin arkadaşlarından geri olduklarını bildiklerini ve buna çok üzüldüklerini söylediler. Bize bir bilgilendirme broşürü verdiler. O akşam eşimle o broşürü okurken her satırında gözyaşı döktüm. Sonra oğlumun yatağına gittim. Saçlarını okşaya okşaya, özür dileye dileye onun o masum yüzünü seyrederek başında ağladım.”

Oğlum öğretmenlerini çok seviyor

“Ertesi gün daha güçlüydüm. Yapmam gereken şeyler vardı. Ben oğluma destek olmalıydım. Ama nasıl? Bununla tek başıma başa çıkamıyordum.…

Bence insan çocuğu için en iyi kararı kendi verir

“Bu rahatsızlığı kabul etmeyen anne babalara da şaşırıyorum”
“Bu rahatsızlığı kabul etmeyen anne babalara da şaşırıyorum. Niye kendinizi ve çocuğunuzu zorluyorsunuz? Aldığınız rapor çocuğunuza ileriki hayatta hiç zarar vermeyecek ve faydasını çok göreceksiniz. ÖÖG’nü kabul etmek sorununuzun çoğunu çözmektir. İnanın daha sonra kapılar size birer birer açılacaktır.
Çoğu insan ÖÖG hakkında bir şey bilmiyor. Çocuklarımızı zeka engelli, şımarık, tembel diye nitelendirebiliyorlar; ama değiller. ÖÖG’nden haberi olmayan öğretmenler ve özellikle yöneticiler bu çocuklara önyargılı ve sert davranabiliyorlar. Çocuklar içlerine daha çok kapanıyor, iletişim kurmada zorluk çekiyorlar. Mutsuz, agresif ve daha çok inatçı oluyorlar. Biz Fatih ile bu konuda çok şanslıyız. Yeni sınıf öğretmenimiz sayesinde bu sıkıntıların çoğunu atlattık. Öğretmenimiz çok sabırlı ve anlayışlı, bize her konuda yardımcı oluyor.”

ÖÖG ne kadar erken teşhis edilirse çocuğunuzun psikolojisi o kadar az zarar görür

“Bu süreçte sürekli yanımızda olan eşimin ailesine ve kendi aileme, özellikle küçük halamız M. Bilgin’e çok teşekkür ediyorum.… Bu yaz aradaki açığı kapatacağımıza inanıyorum. O yüzden iyi ki varsınız, iyi ki yanımızdasınız. Son olarak okulda çocuklarıyla ilgili sorun yaşayan anne babalar, ÖÖG ne kadar erken teşhis edilirse çocuğunuzun psikolojisi o kadar az zarar görür. Bir de onu tamir etmek için ayrıca uğraşmak zorunda kalmazsınız. Bu tür çocuklara bağırmak çağırmak, tehdit etmek hiç işe yaramıyor. Biraz sevgi ve motivasyonla sorunları yavaş yavaş çözebilirsiniz. ÖÖG ile kendi başınıza mücadele etmeyin. Mutlaka bir uzmandan yardım alın. Çünkü bu bütün aileyi etkiliyor. Sizin psikolojiniz bozulursa çocuğunuza hiç yardım edemezsiniz. Bunun güçlük olduğunu kabul etmek insan da büyük rahatlama sağlıyor. ÖÖG konusunda bilgi edinin. İnsan bildiği değil bilmediği şeylerden korkar. Çocuğunuz hakkında kararlar verirken kendinizden emin olun ve kararlarınızın arkasında durun; çünkü çocuğunuz için en iyi olanı sizden başkası bilemez.”


Etiketler: , ,

Soru sorun / Yorum yapin

Bu kategorideki Diger Zayıflama Yöntemleri
Polatlı İstiklal Gazetesinde yayınlanmış bir mülakatın önemli kısımlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Disleksili bir çocuğa sahip olan Özlen hanım, oğlu Fatih’in eğitim hayatında yaşadığı sorunları ve mücadele sürecini güzel bir şekilde anlatmış: Ö.U.:...
Gürkan Gür Adana yaşayan aktif eğitimcilerimizden, örnek ve başarılı bir insan. Onu daha çok icraatlarıyla (AB projeleri) tanıdık. Onun projeleri Türkiye deki disleksi algısını belli bir çıtanın üstüne çıkarttı. Gürkan beyin kendisi...
Alphan Manas Türkiye nin sayılı girişimcileri arasında yer alan ve başarıları ile göz dolduran bir iş adamı. Manas bir gazeteye verdiği röportojda disleksili bir insan hakkında ilginç bilgiler verdi. Şimdi Manasın kendi...
Bella Thorne ile yapılan bir röportajın disleksi ile ilgili kısmını sizler için tercüme edip derlemeye çalıştık. Çevirilerde ufak tefek hatalarımız olabileceğini unutmayın. Disleksi ile ilgili ne anlatmak istersiniz? Disleksinin hayatıma etkisi çok...
İlk Röportajımızı Sayın Mustafa Karakoç ile yaptık. Kendisi bizi kırmadığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz; Kısaca Kendinizi Tanıtırmısınız: Ben 3 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. Yüksek İnşaat Mühendisiyim. İki kızım var.Ankara da ikamet...
şu an taslak aşamasında. yakında birbirinde güzel röportajlarla disleksiye farklı bir bakış açısı...
Disleksi Yazılar
Yeni Eklenenler
Ziyaretçi Yorumları
Dikkat;
    Disleksi hakkında bilinçlendirme yapmaya çalıştığımız sitemiz sizleri bilgilendirmek amacıyla çeşitli kaynaklar ve yaşanmış tecrübelerden faydalanılarak hazırlanmıs olup hic bir sekilde doktor tavsiyesi yerine geçmemektedir.
    Bu bilgilerin yetkisiz kişilerce (anne- baba vs.) uygulanmasından kaynaklanan sorunlardan disleksi.info ve bilgi aktarması yapan (sitemiz yazar/ziyaretçiler vb.) ilgili kisiler sorumlu degildir.
Disleksi ve Dislektik Hakkında Herşey.
Copyright 2011 - 2012 Disleksi.info